Uçan Gemi Masalı
Harikalar Diyarı’nın gökyüzü, başka hiçbir yere benzemezdi. Orada bulutlar yalnızca beyaz olmazdı; kimisi açık pembe, kimisi limon sarısı, kimisi de…
Harikalar Diyarı’nın gökyüzü, başka hiçbir yere benzemezdi. Orada bulutlar yalnızca beyaz olmazdı; kimisi açık pembe, kimisi limon sarısı, kimisi de…
Bir zamanlar rengârenk çiçeklerle çevrili, küçük ama çok neşeli bir kasabada Gülşah adında tatlı mı tatlı bir kız yaşarmış. MasalAbi…
Maviyel kasabasında sabahlar çok güzel başlardı. Güneş, denizin üstüne altın renkli çizgiler bırakır, martılar gökyüzünde halka halka uçarken sanki yeni…
Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasına saklanmış, rengârenk çiçeklerle dolu bir vadi varmış. Bu vadinin adı Gülümseyen Bahçe’ymiş. Burada papatyalar sabah…
Bir zamanlar, yeşilliklerle dolu bir kasabada yaşayan küçük bir çocuk vardı: adı Mert’ti. Mert, arabaları çok severdi; özellikle de büyük…
Gökyüzü o sabah pamuk gibi beyaz bulutlarla doluydu. Harika Kanatlar üssünde her zamanki gibi tatlı bir hareketlilik vardı. Parlak pistin…
Bir zamanlar, geniş gökyüzünün altındaki büyük bir ormanın kenarında yaşayan küçük bir göçmen kuş vardı. Adı Lora’ydı. Lora’nın tüyleri açık…
Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasında kurulmuş, rengârenk çiçeklerle süslü bir köy varmış. Bu köyün adı Günebakan Köyü’ymüş. Günebakan Köyü’nde herkes…
Bir zamanlar, altın sarısı tepelerin, yumuşacık rüzgârların ve rengârenk kır çiçeklerinin bulunduğu geniş bir ovada, herkesten farklı bir devekuşu yaşardı.…
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak, ama kalbe çok yakın bir vadide, rengârenk çiçeklerin hiç solmadığı, kuşların sabahları neşeyle…
Uzak diyarlarda, gökyüzünün en parlak köşelerinden birinde yaşayan Minel adında meraklı bir yıldız vardı. Minel’in kuyruğu öylesine uzundu ki, geceleri…
Bir zamanlar, yüksek tepelerin ardında saklanan, sabahları kuş sesleriyle uyanan küçük bir kasaba vardı. Bu kasabada, Masira adında, gözleri merakla…
Bir varmış, bir yokmuş; pofuduk bulutların, yumuşacık rüzgârların ve mis kokulu çiçeklerin yaşadığı Şen Uyku Vadisi’nde, Minnoş adında tatlı mı…
Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasına saklanmış, çiçek kokulu küçük bir kasabada Mina adında neşeli bir çocuk yaşardı. Mina’nın en sevdiği…
Güneş, Çamlık Vadisi’nin üstüne bal gibi dökülürken kuşlar sabah konserini çoktan başlatmıştı. Dere, minik taşların arasından şıkır şıkır akıyor; papatyalar…
Minik bir kasabada, denize yakın bir sokakta, rengârenk evlerin arasında Mina adında minicik bir çocuk yaşardı. Mina iki buçuk yaşındaydı.…
Bir varmış bir yokmuş… Uzak ülkelerin birinde, çiçek kokulu rüzgârların estiği, çeşmelerin şarkı söylediği bir krallık varmış. Bu krallığın en…
Ramazan Bayramı sabahı, İstanbul’un bir mahallesinde güneş camlara vururken Mert yatakta sağa sola döndü. Sanki yastığı bile “Kalk!” diyordu. Çünkü…
Bir varmış bir yokmuş… Renkli sıraların, duvarlarında gökkuşağı resimleri olan, bahçesinde kocaman bir çınar ağacı bulunan Neşe İlkokulu varmış. Bu…
Güneşin akşamdan kalma sıcaklığı yavaş yavaş çekilirken, İstanbul’un bir mahallesinde, penceresi çiçekli bir evde Ege pijamalarını giymiş, yatağına kurulmuştu. Annesi…
Bir varmış bir yokmuş… Şehrin en tatlı sokağında, pencere önüne uzanan bir güneş şeridi varmış. Bu güneş şeridi her sabah…
San Fransokyo’nun gökyüzü o sabah pamuk şeker gibi bulutlarla doluydu. Rüzgâr, şehrin köprülerinden geçerken hafif bir ıslık çalıyor; deniz kokusu…
Sonbaharın en tatlı günlerinden biriydi. Rüzgâr, yaprakları havada çeviriyor; bahçelerin üstüne ince bir tarçın kokusu gibi serinlik yayıyordu. Uzakta, küçük…
Ormanın en derin yerlerinde, çam ağaçlarının iğneleri rüzgârla fısıldaşır, dere suyu taşların arasından gülerek akardı. Bu ormanda, küçük bir köyün…
Yağmurdan sonra orman bambaşka kokardı. Yaprakların üstünde minik su boncukları parıldar, çiçekler daha canlı görünür, kuşlar bile sanki daha yüksek…
Rüzgârın usul usul estiği, ayın bulutların arasından saklambaç oynadığı bir akşamüstüydü. Ormanın kıyısındaki küçük kasabada, herkes evine çekilirken, tek bir…
Gökyüzünün pamuk gibi bulutlarla süslendiği, suyun gümüş gibi parladığı bir vadide, koca bir dere kıvrıla kıvrıla akardı. Bu derenin kenarında…
Gökyüzünün en yumuşak mavisine benzeyen bir sabah vardı. Deniz kıyısındaki Küçük İskele Köyü uyanırken, rüzgâr sanki herkese ayrı bir sır…
Güneş, Akdeniz’in üstünde parıl parıl parlıyordu. Dalgalar kıyıya minik minik koşuyor, köpükler sanki gülümseyerek geri dönüyordu. Kıyının hemen açıklarında, kayalıkların…
Bir varmış bir yokmuş, yeşil çam ormanlarının gölgesinde, dere şırıltılarının ninni gibi aktığı bir vadinin ucunda kocaman bir dağ yükselirmiş.…
Mor Gezegen’in üstünde, bulutlar pamuk gibi değil; sanki üzüm şerbetinden yapılmış gibi mor mor kıvrılırdı. Toprağı lavanta kokar, çimenleri ise…
Kışın en soğuk günlerinden biriydi. Kasabanın üstüne çöken gri bulutlar sanki yorgan gibi ağırdı; ama o yorganın içinden, pamuk gibi…
Rüzgârın bile fısıldayarak estiği bir akşamüstüydü. Gökyüzü turuncudan mora dönerken, küçük Merve penceresinin önünde oturmuş, avuç içinin içine sığan bir…
Geniş bir vadinin kenarında, kuşların sabahları ilk şarkıyı söylediği yerde, kocaman bir yaşlı ağaç yaşardı. Gövdesi öyle kalındı ki iki…
Kavaklıdere köyünün en ucunda, kimsenin pek yaklaşmadığı eski bir bahçe vardı. Bahçenin ortasında da gövdesi kalın, dalları kıvrıla kıvrıla göğe…