Uçurtma Oyunu Masalı

Mine Kaya 34 Okuma Süresi: 6 dk Masal Oku
Uçurtma Oyunu Masalı

Minik bir kasabada, denize yakın bir sokakta, rengârenk evlerin arasında Mina adında minicik bir çocuk yaşardı. Mina iki buçuk yaşındaydı. Konuşmayı yeni yeni süslü süslü yapıyordu. En sevdiği şey “uçurtma oyunu”ydu. Çünkü uçurtma gökyüzüne çıkınca, sanki gülümseyerek dans ederdi.

Bir sabah Mina, pencereden dışarı baktı. Gökyüzü mavi, bulutlar pamuk gibiydi. Hafif bir rüzgâr esiyordu. Mina hemen sevinçten zıpladı.

— Anneee! Rüzgâr var! Uçurtma uçşun! dedi.

Annesi gülerek geldi, Mina’nın saçını okşadı.

— Evet canım. Bugün uçurtma oyunu için çok güzel bir gün. Ama önce kahvaltı, sonra uçurtma! dedi.

Mina burnunu kıvırdı, sonra kıkırdadı.

— Tamam. Mina yicek. Sonra uçurtma uçar. Vuuuu! dedi ve kollarını uçak gibi açtı.

Kahvaltı bitti. Mina hızlı hızlı ayakkabısını giydi. Bir ayağına ayakkabıyı ters geçirince biraz kızardı. Ama annesi hemen yardımcı oldu.

— Ayakkabı ters olmuş. Gel, birlikte düzeltelim. dedi.

Mina’nın gözleri doldu gibi oldu ama annesi gülümseyince rahatladı.

— Mina yapamadı… dedi.

— Bazen zor olur. Ama biz birlikte yaparız. Sen çok güzel deniyorsun. dedi annesi.

Mina rahatladı, kocaman bir “oh” dedi.

— Birlikte! Mina mutlu! dedi.

Bahçeye çıktılar. Mina’nın eski bir uçurtması vardı. Sarıydı, üstünde minik bir güneş çizimi vardı. Ama bugün Mina, daha da özel bir uçurtma yapmak istiyordu. Çünkü uçurtma oyunu sadece uçurtmayı uçurmak değildi; uçurtma oyunu, “hazırlamak, süslemek, koşmak, gülmek ve paylaşmak” demekti.

Mina uçurtmayı eline aldı, dikkatle baktı.

— Uçurtma… biraz yorgun. dedi.

Annesi gülümsedi.

— İstersen onu şımartalım. Süsleyelim mi? dedi.

Mina heyecanlandı.

— Süs! Süs! Pıt pıt! dedi. “Pıt pıt” derken elini uçurtmanın üstüne hafif hafif vuruyordu.

Annesi masadan renkli kurdeleler, çıkartmalar ve küçük bir ip rulosu getirdi. Mina’nın gözleri ışıldadı. Tam o sırada komşu teyze kapının önünden geçti. Yanında torunu Efe vardı. Efe dört yaşındaydı ve Mina’yla oynamayı çok severdi.

Efe seslendi:

— Minaaa! Ne yapıyorsun?

Mina uçurtmayı havaya kaldırdı.

— Uçurtma oyunu! Uçurtma süs!

Efe hemen koşarak geldi.

— Ben de yardım edeyim!

Annesi ikisine de baktı.

— Harika. Uçurtma oyunu birlikte daha güzel.

Mina kurdeleyi aldı, uçurtmanın kuyruğuna yapıştırmak istedi. Ama kurdele kıvrıldı, yapışmadı. Mina’nın yüzü düştü. Dudakları büzüldü.

— Olmuyo… dedi.

Efe hemen yanına eğildi.

— Ben tutayım, sen yapıştır. Tamam mı?

Mina başını salladı.

— Tamam. Efe tut. Mina yapıştırrrr!

Efe kurdeleyi düz tuttu, Mina da “cırt!” diye yapıştırdı. Kurdele kuyruğa takıldı. Uçurtma birden daha uzun, daha şen görünmeye başladı. Mina sevinçten küçük bir çığlık attı.

— Olduuuu! Uçurtma güzel oldu!

Annesi alkışladı.

— Süper takım oldunuz!

Mina’nın içi sıcacık oldu. O an kendini güçlü hissetti. Çünkü bir şey yapabilmişti.

Sonra Mina uçurtmanın üstüne minik yıldız çıkartmaları koydu. Efe de uçurtmanın güneşine bir gülümseme çizdi. Güneşin ağzı “hilal” gibi kocamandı.

Mina gülerek sordu:

— Güneş niye gülüyo?

Efe cevap verdi:

— Çünkü uçurtma oyunu var!

Mina kahkaha attı.

— Hehe! Güneş mutlu! Mina mutlu!

Uçurtma hazır olunca, annesi ipi kontrol etti. İp düğümsüz olmalıydı, yoksa uçurtma oyunu “durabilir”di. Annesi ipi açtı, Efe tuttu, Mina uçurtmayı kollarının arasına aldı.

— Mina hazır. Uçurtma da hazır. Gökyüzü de hazır! dedi Mina.

Efe kıkırdadı.

— Gökyüzü hazır mı olur?

Mina ciddi ciddi başını salladı.

— Olur. Bulutlar bakıyo.

Annesi gülerek:

— Bulutlar gerçekten bakıyor gibi. Hadi parka gidelim, rüzgâr orada daha güzel. dedi.

Üçü birlikte parka yürüdüler. Parkın ortasında geniş bir çimen alan vardı. Rüzgâr “fısss” diye tatlı tatlı esiyordu. Ağaç yaprakları “şıkır şıkır” ses çıkarıyordu. Mina o sesleri sevdi. Sanki park da uçurtma oyununa katılıyordu.

Efe heyecanla bağırdı:

— Mina, ben koşayım mı?

Mina uçurtmaya sarıldı.

— Efe koş. Mina tut!

Annesi talimat verdi, yumuşak bir sesle:

— Efe uçurtmayı havaya kaldıracak, Mina ipi tutacak. Mina biraz geride dursun. Sonra Efe ‘şimdi!’ deyince Mina ipi yavaş yavaş salacak. Tamam mı?

Mina “tamam” anlamında başını salladı ama biraz da ürktü. Yeni bir şey yapıyordu. İpi bırakmak… Ya uçurtma düşerse? Mina’nın kalbi “pıt pıt” etti.

Mina fısıldadı:

— Uçurtma düşmesin…

Annesi diz çöktü, Mina’nın gözlerinin içine baktı.

— Düşerse de sorun değil. Biz yeniden deneriz. Uçurtma oyunu denemek demek. Birlikteyiz.

Mina rahatladı.

— Birlikte… dedi, sesi yumuşadı.

Efe uçurtmayı havaya kaldırdı. Mina ipi iki eliyle tuttu. Rüzgâr uçurtmanın kuyruğunu kıpırdattı.

Efe bağırdı:

— Şimdi!

Mina ipi biraz bıraktı. Uçurtma havalanmak istedi ama bir an yan döndü. Mina panikledi.

— Aaa! Kaydı!

Efe hemen sakin oldu.

— Mina, yavaş yavaş. Ben koşacağım.

Annesi de destek verdi:

— Harika gidiyorsunuz. Mina, ipi biraz daha sal, çok az.

Mina minik minik ip saldı. Efe koşmaya başladı. Uçurtma önce zıpladı, sonra rüzgârı yakaladı. Bir anda “hop!” diye yükseldi. Kuyruğu şıkırdadı. Güneş çizimi gökyüzünde gülümsüyor gibiydi.

Mina’nın gözleri büyüdü.

— Uçtuuu! Uçtu uçtu uçtu!

Efe sevinçle döndü.

— Bak Mina! Gökyüzünde!

Annesi alkışladı.

— Bravo! Uçurtma oyununun en güzel anı bu!

Mina o kadar mutlu oldu ki, küçük elleri titredi. İpi sıkı tuttu, sonra hatırladı: “Yavaş.” Yavaş yavaş ipi saldı. Uçurtma daha da yükseldi. Bulutların yanına doğru çıktı. Mina gözlerini gökyüzünden ayıramadı.

— Bulut… uçurtma arkadaş oldu!

Efe gülerek:

— Evet! Bulutlar uçurtmaya ‘hoş geldin’ dedi!

Mina kahkaha attı.

— Hoş geldiiin uçurtma!

Bir süre sonra rüzgâr biraz daha güçlendi. Uçurtma sağa sola tatlı tatlı dans etti. Mina bazen ipi çekti, bazen bıraktı. Bu bir oyun gibiydi: “çek-bırak, çek-bırak.” Mina kendini kaptırdı.

— Mina çekti! Uçurtma döndü!

Efe de zıplıyordu.

— Şimdi ben tutayım mı? Sıra bende mi?

Mina bir an durdu. Uçurtmayı çok seviyordu. Paylaşmak zor geldi. Mina’nın kaşları çatıldı, dudakları yine büzüldü. İçinde minik bir “kıskançlık” kıpırdadı. Ama sonra annesinin “birlikte” dediği aklına geldi. Efe de ona yardım etmişti. Mina’nın içi yumuşadı.

Mina derin bir nefes aldı.

— Tamam. Efe de tut. Ama… Mina yanında dursun.

Efe sevinçten zıpladı.

— Tamam! Yan yana tutarız!

Annesi gülümsedi.

— İşte bu. Uçurtma oyunu paylaşınca büyür.

Mina ve Efe ipi birlikte tuttular. İkisi de aynı anda gülüyordu. Mina’nın içi gururla doldu. Çünkü hem uçurtmayı uçurmuştu hem de paylaşmıştı. Gökyüzünde uçurtma, sanki onların sevincini duymuş gibi biraz daha yükseldi.

Mina, uçurtmaya seslendi:

— Uçurtma! Bizi dinle! Biz arkadaş!

Efe ekledi:

— Uçurtma, dans et!

Uçurtma rüzgârla “sallana sallana” dans etti. Kuyruğu kurdele kurdele parladı. Güneş yüzü güldü.

Bir süre sonra annesi:

— Hadi şimdi uçurtmayı yavaşça indirelim. Sonra piknik gibi oturup su içelim. dedi.

Mina “indirmek” kelimesini sevmedi, biraz üzüldü.

— Uçurtma aşağı mı?

Annesi başını salladı.

— Evet ama sonra yine uçururuz. Uçurtma oyunu bitmez. Sadece ara verir.

Mina rahatladı.

— Ara… sonra yine uç!

Efe de onayladı:

— Evet! Yarın da uçururuz.

Uçurtmayı yavaşça indirdiler. Mina uçurtmayı kucağına aldı, sanki onu sarılıyormuş gibi. Uçurtma yumuşacık bir kâğıt gibi değildi; Mina için “mutluluk” gibiydi.

Mina fısıldadı:

— Uçurtma… iyi iş çıkardı.

Efe de eğildi:

— Aferin uçurtma.

Annesi ikisinin başını okşadı.

— Bugün uçurtma oyunu çok güzeldi. Siz de harika oynadınız.

Mina gözlerini kapatıp gülümsedi. İçinde sıcacık bir duygu vardı: sevinç, gurur, arkadaşlık. Sonra birden aklına parlak bir fikir geldi.

— Yarın… yeni uçurtma yapalım mı?

Efe heyecanlandı.

— Evet! Mavi yapalım!

Mina kıkırdadı.

— Pembe de olsun!

Annesi gülerek:

— Tamam. Yarın yeni bir uçurtma oyunu: “Mavi-pembe gökyüzü uçurtması.” dedi.

Mina ve Efe aynı anda güldüler.

— Yaşasııın!

Ve o gün, parkta rüzgâr tatlı tatlı esmeye devam etti. Bulutlar pamuk pamuk gülümsedi. Mina’nın uçurtması dinlendi. Mina’nın kalbi ise uçurtma gibi hafifledi: “Birlikte olunca, her oyun daha güzel.”

Yazıyı Paylaş: