Sihirli Kalem Masalı

Mine Kaya 130 Okuma Süresi: 4 dk Masal Oku
Sihirli Kalem Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Renkli sıraların, duvarlarında gökkuşağı resimleri olan, bahçesinde kocaman bir çınar ağacı bulunan Neşe İlkokulu varmış. Bu okulda çocuklar sadece matematik ve Türkçe öğrenmez, aynı zamanda hayal kurmayı da öğrenirmiş. Çünkü okulun müdürü sık sık, 'Hayal kuran çocuk, dünyayı güzelleştirir' dermiş.

Bu okulda Elif adında meraklı mı meraklı bir öğrenci varmış. Elif resim yapmayı, hikâye yazmayı ve defterinin kenarlarına küçük yıldızlar çizmeyi çok severmiş. Ama bir gün başına öyle bir şey gelmiş ki, hayatı rengârenk değişmiş.

Her şey, Elif’in sınıfta kalemini kaybetmesiyle başlamış.

“Öğretmenim, kalemimi bulamıyorum!” demiş Elif biraz telaşlı ama yine de gülümseyerek.
“Sakin ol Elif,” demiş öğretmeni Zeynep Hanım. “Belki sıranın altına düşmüştür.”

Elif eğilmiş, sıranın altına bakmış. Ama yerde gördüğü şey kendi kalemi değilmiş. Üzerinde minik altın yıldızlar olan, gökkuşağı renklerinde parlayan bir kalemmiş bu.

“Bu benim değil… Ama çok güzel!” demiş Elif şaşkınlıkla.
“Bulduysan sahibini soralım,” demiş Zeynep Hanım.

Sınıfta herkes kalemine bakmış ama kimse bu kalemin kendisine ait olmadığını söylemiş. Elif kalemi eline alınca içini sıcacık bir mutluluk kaplamış. Sanki kalem, avucunda hafif hafif titriyormuş.

Ders başlayınca Elif defterine küçük bir güneş resmi çizmiş. Ama ne olmuş dersiniz? Çizdiği güneş, defterin içinden minicik bir ışık saçarak sayfanın üzerinde parlamaya başlamış!

“Aaa! Güneşim ışık saçıyor!” diye fısıldamış Elif.
Yanındaki arkadaşı Mert merakla eğilmiş.
“Gerçekten parlıyor! Bu nasıl olur?”

Elif heyecanla bir bulut çizmiş. Bulut, pamuk gibi kabarıp sayfanın içinde yavaşça süzülmüş. Çocuklar şaşkınlıkla bakmışlar.

“Bu kalem sihirli olabilir mi?” demiş Mert gözleri kocaman açılmış halde.
“Sanırım öyle!” demiş Elif sevinçle.

Ama Elif kalemi sadece eğlenmek için kullanmak istememiş. O, bu sihirli kalemle herkesi mutlu etmek istemiş.

Teneffüste arkadaşları bahçede oynarken Elif kalemi çıkarıp okulun duvarındaki eski, solmuş bir resmi düşünmüş. Defterine kocaman bir çiçek bahçesi çizmiş. Rengârenk laleler, papatyalar, kelebekler…

Bir anda okulun duvarındaki soluk resim canlanmış, rengârenk bir bahçeye dönüşmüş!

“Vaaay!” diye bağırmış çocuklar.
“Duvar bir anda güzelleşti!”
“Elif, bunu sen mi yaptın?”

Elif hafifçe kızarmış ama gülümsemiş.
“Sanırım kalemim yardım etti,” demiş.

Ertesi gün sınıfta küçük bir sorun yaşanmış. Arkadaşları Deniz ile Kerem aynı boya kalemini istemiş ve tartışmaya başlamışlar.

“O kalem benimdi!” demiş Deniz.
“Hayır, önce ben almıştım!” demiş Kerem.

Elif üzülmüş. Sihirli kalemini çıkarmış ve defterine kocaman bir paylaşım resmi çizmiş: İki çocuk, bir kalemi birlikte kullanırken gülümsüyor.

Resim parlamış ve bir anda Deniz ile Kerem durmuş. Birbirlerine bakmışlar.

“Beraber kullanabiliriz,” demiş Kerem.
“Evet, sırayla boyayalım,” demiş Deniz.

Sanki kalem sadece çizdiklerini canlandırmıyor, kalpleri de yumuşatıyormuş.

Bir gün Zeynep Hanım sınıfa girerken biraz yorgun görünmüş. Çocuklar fark etmiş ama bir şey diyememişler. Elif hemen defterine bir enerji ağacı çizmiş. Ağacın dallarında gülücükler, yapraklarında kalpler varmış.

Ağaç resmi hafifçe parlamış. Zeynep Hanım bir anda daha dinç hissetmiş.

“Çocuklar, bugün kendimi çok neşeli hissediyorum!” demiş şaşkınlıkla.
Çocuklar birbirlerine bakıp gülmüşler.

Elif artık kalemin gücünü anlamış: Bu kalem, mutluluk çizildiğinde mutluluk getiriyor, paylaşım çizildiğinde dostluk getiriyor, umut çizildiğinde umut büyütüyormuş.

Ama Elif’in aklına bir fikir gelmiş. Okulda “Mutluluk Günü” düzenlemek istemiş.

“Öğretmenim, okulda bir sürpriz yapabilir miyiz?” demiş heyecanla.
“Nasıl bir sürpriz?” diye sormuş Zeynep Hanım.
“Herkesin hayalini çizeceği bir gün!”

Öğretmen bu fikri çok beğenmiş. Tüm okul bahçede toplanmış. Her öğrenci hayal ettiği şeyi kâğıda çizmeye başlamış. Elif de sihirli kalemle kocaman bir gökkuşağı çizmiş.

Bir anda bahçenin üstünde gerçek bir gökkuşağı belirmiş!

“Bu inanılmaz!”
“Hayallerimiz gerçek oluyor!”

Mert bir futbol sahası çizmiş, bahçede çizgiler belirmiş. Ayşe kocaman bir kitap ağacı çizmiş, dallarında kitaplar sallanmış. Herkes kahkahalar atmış.

Elif’in kalbi mutlulukla dolmuş. Ama bir şey fark etmiş. Kalem artık eskisi kadar parlak değilmiş.

“Yoksa sihri bitiyor mu?” diye fısıldamış.

Kalem sanki hafifçe ısınmış. Elif bir şey anlamış: Bu kalem, paylaşıldıkça güçleniyor ama sadece bir kişiye ait değilmiş.

Elif kalemi kaldırmış ve arkadaşlarına dönmüş.

“Bu kalem hepimizin,” demiş gururla.
“Herkes sırayla bir mutluluk çizebilir.”

Çocuklar sırayla kalemi almışlar. Her biri bir iyilik, bir gülümseme, bir umut resmi çizmiş. Kalem yeniden ışıl ışıl parlamaya başlamış.

Zeynep Hanım gözleri dolu dolu ama mutlu bir şekilde bakmış.

“Çocuklar, asıl sihir kalemde değil,” demiş yumuşak bir sesle.
“Sihir sizin kalbinizde.”

Elif o an her şeyi anlamış. Kalem belki sihirlidir, ama asıl büyü; dostlukta, paylaşımda ve iyilikteymiş.

O günden sonra Neşe İlkokulu daha da renkli olmuş. Duvarlar resimlerle dolmuş, bahçe kahkahalarla çınlamış. Sihirli kalem ise sınıfta bir kutuda dururmuş. Ama onu kullanan herkes şunu bilirmiş:

“Mutluluğu çizersen, mutluluk büyür.”

Ve Elif her sabah okula giderken içinden şöyle dermiş:

“Bugün ne güzellik çizeceğim?”

Masal bu ya, o okulda her gün yeni bir hayal çizilir, her hayal bir gülümsemeye dönüşürmüş. Çünkü sihirli kalem, çocukların kalbindeki iyiliği görünür kılmak için varmış.

Ve o günden sonra tüm çocuklar şunu öğrenmiş:

“Hayal kurmak en büyük sihirdir.”

Gökkuşağı hiç eksik olmasın, kalemleriniz hep renkli olsun… Ve siz de her gün bir mutluluk çizmeyi unutmayın. 

Yazıyı Paylaş: