Uçurtma Oyunu Masalı
Minik bir kasabada, denize yakın bir sokakta, rengârenk evlerin arasında Mina adında minicik bir çocuk yaşardı. Mina iki buçuk yaşındaydı.…
Minik bir kasabada, denize yakın bir sokakta, rengârenk evlerin arasında Mina adında minicik bir çocuk yaşardı. Mina iki buçuk yaşındaydı.…
Bir varmış bir yokmuş… Uzak ülkelerin birinde, çiçek kokulu rüzgârların estiği, çeşmelerin şarkı söylediği bir krallık varmış. Bu krallığın en…
Ramazan Bayramı sabahı, İstanbul’un bir mahallesinde güneş camlara vururken Mert yatakta sağa sola döndü. Sanki yastığı bile “Kalk!” diyordu. Çünkü…
Bir varmış bir yokmuş… Renkli sıraların, duvarlarında gökkuşağı resimleri olan, bahçesinde kocaman bir çınar ağacı bulunan Neşe İlkokulu varmış. Bu…
Güneşin akşamdan kalma sıcaklığı yavaş yavaş çekilirken, İstanbul’un bir mahallesinde, penceresi çiçekli bir evde Ege pijamalarını giymiş, yatağına kurulmuştu. Annesi…
Bir varmış bir yokmuş… Şehrin en tatlı sokağında, pencere önüne uzanan bir güneş şeridi varmış. Bu güneş şeridi her sabah…
San Fransokyo’nun gökyüzü o sabah pamuk şeker gibi bulutlarla doluydu. Rüzgâr, şehrin köprülerinden geçerken hafif bir ıslık çalıyor; deniz kokusu…
Sonbaharın en tatlı günlerinden biriydi. Rüzgâr, yaprakları havada çeviriyor; bahçelerin üstüne ince bir tarçın kokusu gibi serinlik yayıyordu. Uzakta, küçük…
Ormanın en derin yerlerinde, çam ağaçlarının iğneleri rüzgârla fısıldaşır, dere suyu taşların arasından gülerek akardı. Bu ormanda, küçük bir köyün…
Güneş, Ballıova Ormanı’nın üstüne yeni yeni tırmanırken çimenlerin üzerindeki çiy taneleri pırıl pırıl parlıyordu. Ormanın kenarında, kayalık bir tepenin yamacında…
Yağmurdan sonra orman bambaşka kokardı. Yaprakların üstünde minik su boncukları parıldar, çiçekler daha canlı görünür, kuşlar bile sanki daha yüksek…
Rüzgârın usul usul estiği, ayın bulutların arasından saklambaç oynadığı bir akşamüstüydü. Ormanın kıyısındaki küçük kasabada, herkes evine çekilirken, tek bir…
Yağmur, pencereye minicik tıpırtılarla vururken odanın içi loş ve sıcacıktı. Rafın üstünde, yan yana dizilmiş kitapların arasına yaslanmış bir peluş…
Gökyüzünün pamuk gibi bulutlarla süslendiği, suyun gümüş gibi parladığı bir vadide, koca bir dere kıvrıla kıvrıla akardı. Bu derenin kenarında…
Hakaret ve tehdit diliyle devam edemem. Ama masalı gölgesiz, sevimli ve mutlu bir tonda; bol diyaloglu, en az 1000 kelime…
Gökyüzünün en yumuşak mavisine benzeyen bir sabah vardı. Deniz kıyısındaki Küçük İskele Köyü uyanırken, rüzgâr sanki herkese ayrı bir sır…
Güneş, Akdeniz’in üstünde parıl parıl parlıyordu. Dalgalar kıyıya minik minik koşuyor, köpükler sanki gülümseyerek geri dönüyordu. Kıyının hemen açıklarında, kayalıkların…
Bir varmış bir yokmuş, yeşil çam ormanlarının gölgesinde, dere şırıltılarının ninni gibi aktığı bir vadinin ucunda kocaman bir dağ yükselirmiş.…
Ayışığı, pencerenin perdesinden süzülüp odanın duvarında yumuşacık bir gölge yaparken, Defne yorganının ucunu parmaklarıyla buruşturuyordu. Gözleri kapanacak gibi oluyor, sonra…
Mor Gezegen’in üstünde, bulutlar pamuk gibi değil; sanki üzüm şerbetinden yapılmış gibi mor mor kıvrılırdı. Toprağı lavanta kokar, çimenleri ise…
Güneş, Yeşilvadi’nin üstüne yumuşacık bir battaniye gibi serilmişti. Çimenler sabah çiyinden parlıyordu. Dere, gümüş bir ip gibi kıvrıla kıvrıla akıyor;…
Kışın en soğuk günlerinden biriydi. Kasabanın üstüne çöken gri bulutlar sanki yorgan gibi ağırdı; ama o yorganın içinden, pamuk gibi…
Rüzgârın bile fısıldayarak estiği bir akşamüstüydü. Gökyüzü turuncudan mora dönerken, küçük Merve penceresinin önünde oturmuş, avuç içinin içine sığan bir…
Geniş bir vadinin kenarında, kuşların sabahları ilk şarkıyı söylediği yerde, kocaman bir yaşlı ağaç yaşardı. Gövdesi öyle kalındı ki iki…
Sabah güneşi pencerelere dokunurken, küçük kasabanın meydanı yeni yeni hareketleniyordu. Fırından ekmek kokusu yayılıyor, bakkalın önünde kediler geriniyor, rüzgâr da…
Kavaklıdere köyünün en ucunda, kimsenin pek yaklaşmadığı eski bir bahçe vardı. Bahçenin ortasında da gövdesi kalın, dalları kıvrıla kıvrıla göğe…
Sabahın ilk ışıkları, Okaliptus Vadisi’nin üstüne yumuşacık bir battaniye gibi serildiğinde, çiy taneleri yaprakların ucunda minik cam boncuklar gibi parlıyordu.…
Uzak diyarların birinde, gökyüzünün her sabah pastel renklere boyandığı, rüzgârın bile fısıltıyla estiği bir vadi vardı. Bu vadinin ortasında, dalları…
Ormanın kıyısında, çimenlerin üstünde sabah çiyi parıldarken minik bir karınca uyanmıştı. Adı Kıpırtı’ydı. Kıpırtı, diğer karıncalar gibi çalışkandı ama içinde…
Konoha Köyü’nde sabah, her zamanki gibi hafif bir rüzgârla başlamıştı. Çatılardan yükselen ince dumanlar, sokaklara yayılan sıcak ekmek kokusuna karışıyordu.…
Kasabanın en renkli sokağına sabah güneşi vurduğunda, vitrin camları şekerleme gibi parıldardı. O sokakta herkesin bildiği bir yer vardı: Cemil…
Uzak ama çok uzak olmayan bir yerde, çocukların gülüşleriyle aydınlanan Minik Kalpler Vadisi vardı. Bu vadi öyle bir yerdi ki…
Nevermore Akademisi’nin sabahları genelde sisli olurdu. Çam ağaçlarının arasından süzülen pus, okulun sivri kulelerini saklar; gargoyle heykellerinin yüzlerine ciddi bir…
Yağmur Ormanı’nın en yeşil, en gürültülü köşesinde, kocaman yaprakların altında yaşayan bir goril vardı. Adı Goro’ydu. Goro’nun kolları kalın ağaç…
Elif, kasabanın kenarındaki küçük evde yaşayan meraklı bir çocuktu. Akşamları gökyüzüne bakar, yıldızların neden hiç yorulmadığını düşünürdü. Ama Elif için…
Uzak bir kasabanın kenarında, minik evlerin arasında yaşayan Yusuf adında bir çocuk vardı. Yusuf meraklıydı, çok meraklı. Her şeyi sorar,…