Şeker Fabrikası Masalı
Bir zamanlar, gökyüzünün bile şeker pembesi göründüğü, kuşların neşeyle şarkılar söylediği bir vadide, herkesin dilinden düşmeyen büyülü bir yer vardı: Şeker Fabrikası. Bu fabrika sıradan değildi; kapısından içeri giren herkes kendini bir masalın içinde bulurdu. Duvarları karamelle kaplıydı, zemininde şeker kristalleri parıldardı ve tavandan sarkan rengârenk şekerlemeler hafif rüzgârla dans ederdi.
Bu masalın kahramanı ise Leyla adında meraklı ve neşeli bir çocuktu. Leyla’nın en sevdiği şey hayal kurmaktı. Bir gün annesiyle birlikte bu ünlü fabrikanın önüne geldiğinde kalbi heyecandan pır pır atıyordu.
Kapı kendiliğinden açıldı ve içerden güler yüzlü bir şeker ustası çıktı.
— Hoş geldiniz! Şeker Fabrikası’na ilk kez mi geliyorsunuz?
— Evet! Burası gerçekten sihirli mi? diye sordu Leyla gözlerini kocaman açarak.
— Hem de düşündüğünden çok daha sihirli! Hadi seni içeri götürelim!
Leyla içeri adım attığı anda etrafına hayranlıkla bakmaya başladı. Bir köşede çikolata şelalesi akıyor, diğer tarafta sakızdan yapılmış köprüler vardı. Jelibon balıklar küçük şeker göletlerinde yüzüyordu.
Bir anda minik, tekerlekli bir makine yanlarına yaklaştı. Üzerindeki ışıklar ritmik şekilde yanıp sönüyordu.
— Merhaba! Ben Mimo! Fabrikanın eğlence sorumlusuyum!
— Eğlence sorumlusu mu? diye güldü Leyla.
— Evet! Burada herkes mutlu olmak zorunda! Bu benim görevim!
Leyla kahkaha atarken annesi de gülümseyerek etrafı izliyordu. Tam o sırada ustabaşı tekrar konuştu:
— Leyla, bugün çok özel bir gün! Yeni bir şeker icat edeceğiz!
— Gerçekten mi? Ben de yardım edebilir miyim?
— Sadece yardım etmekle kalmayacaksın, bu şekerin mucidi sen olacaksın!
Leyla’nın gözleri parladı. Hemen düşünmeye başladı. Onu en mutlu eden şeyleri hayal etti.
— Şeker hem uçabilsin, hem ışık saçsın, hem de güldürsün!
— Harika! Tam da ihtiyacımız olan fikir! dedi ustabaşı.
Hep birlikte dev bir mutfak alanına gittiler. Ortada kocaman bir kazan kaynıyordu. İçinde gökkuşağı renklerinde bir karışım vardı.
— İlk malzemeyi sen ekle, Leyla, dedi ustabaşı.
— Biraz çilek, biraz muz ve bolca mutluluk ekliyorum!
— Mutluluğu nasıl ekliyorsun? diye sordu Mimo.
— Gülümseyerek! dedi Leyla.
Herkes gülmeye başladı.
Karışım kaynadıkça içinden minik ışıklar çıkmaya başladı. Leyla heyecanla kazanı izliyordu.
— Şimdi sihirli dokunuş zamanı! dedi ustabaşı.
— Nedir o?
— Kahkaha! Hep birlikte güleceğiz!
Herkes aynı anda kahkaha attı. O anda karışım parladı ve havaya minik şeker topları fırladı.
Bir süre sonra şekerler hazırdı. Küçük kanatları vardı ve hafifçe uçuyorlardı!
— Bu gerçekten oluyor mu?! diye bağırdı Leyla.
— Evet! Bu senin hayalin! dedi Mimo.
Leyla bir tanesini yakaladı.
— Tadına bakabilir miyim?
— Tabii ki! dedi ustabaşı.
Leyla şekeri ağzına attığı anda kıkırdamaya başladı.
— Hahaha! Bu şeker beni güldürüyor!
— Çünkü içine kahkaha ekledik! dedi Mimo.
O sırada şekerler etrafta uçuşmaya başladı ve küçük melodiler çıkardı.
— Bak! Şarkı da söylüyorlar!
— Ve ışık saçıyorlar! dedi annesi hayranlıkla.
Fabrikadaki herkes bu yeni şekere bayıldı.
— Bu şekerin adı ne olacak? diye sordu ustabaşı.
— “Uçan Neşe Şekeri” olsun! dedi Leyla.
— Harika bir isim! dedi Mimo.
O günden sonra Şeker Fabrikası’nın en ünlü ürünü bu oldu. Çocuklar bu şekeri yemek için kilometrelerce yol geliyordu.
Leyla fabrikanın içinde dolaşmaya devam etti. Sakızdan yapılmış kaydıraklardan kaydı, çikolata trenine bindi ve pamuk şeker bulutlarının arasında yürüdü.
— Burası dünyanın en mutlu yeri! dedi Leyla.
— Çünkü burada herkes hayal kurar, dedi ustabaşı.
— Ve hayaller gerçeğe dönüşür! diye ekledi Mimo.
Gün yavaş yavaş sona ererken Leyla vedalaşmak zorunda kaldı.
— Gitmek istemiyorum… dedi hafifçe.
— Üzülme! Bu fabrika hep burada olacak!
— Ve sen de her zaman gelebilirsin! dedi Mimo.
— Söz mü?
— Söz!
Leyla kapıdan çıkarken arkasına baktı. Fabrika hâlâ ışıl ışıldı. İçeriden kahkahalar geliyordu.
O an kalbinde sıcacık bir his vardı.
— Ben yine geleceğim! dedi.
Ve gerçekten de o günden sonra Leyla sık sık o büyülü Şeker Fabrikası’nı ziyaret etti. Her seferinde yeni bir şeker icat etti, yeni dostlar edindi ve her gün biraz daha neşelendi.
Çünkü o öğrendi ki; hayal kuran herkes, dünyayı daha tatlı bir yer yapabilir.
Ve Şeker Fabrikası hâlâ orada… Kapıları yeni hayallere açık şekilde seni bekliyor.
