Havuz Masalı
Uzakların da ötesinde, Yıldıztepesi adında küçücük ama bir o kadar da renkli bir köy varmış. Bu köyün en büyük özelliği, her şeyin doğayla dost olmasıymış. Evler ağaçlardan oyulmuş, sokak lambaları ateşböceklerinden yapılmış, çocuklar ise çiçeklerden taçlar takarmış.
Ama bu köyde bir sır varmış. Köyün tam ortasında, etrafı mor lalelerle çevrili eski bir havuz bulunuyormuş. Ne suyu varmış, ne de kenarında oturan biri… Çünkü yıllar önce bu havuz kurumuş ve herkes orayı unutmuş. Ta ki, minik bir kız çocuğu onunla konuşana kadar…
Bu kızın adı Lila’ymış. Lila, meraklı mı meraklı, hayalleriyle yaşayan, her sabah gökyüzüne bakıp bulutlarla sohbet eden bir kızmış.
Bir gün, okuldan eve dönerken yoldan sapmış ve mor lalelerin arasına gizlenmiş havuzu bulmuş. Üzeri çatlamış taşlarla kaplı, dibi kuru, yosun tutmuş eski bir havuz.
"Merhaba?" demiş Lila ürkekçe. "Beni duyuyor musun?"
Tabii ki cevap gelmemiş. Ama Lila vazgeçmemiş.
"Belki çok uzun zamandır kimseyle konuşmadın, değil mi? Olsun, ben seninle konuşurum!"
Ertesi gün, yine gitmiş havuzun yanına. Ona şiirler okumuş, gizlice çizdiği resimleri göstermiş. Üçüncü gün oyuncak kurbağasını bırakmış kenarına.
Dördüncü gün, bir mucize olmuş.
Havuzdan hafif bir parıltı yükselmiş. Lila gözlerine inanamamış. Yosunlar kıpırdamış, çatlak taşların arasından minik damlalar sızmaya başlamış.
"Sen… ağlıyor musun?" diye sormuş Lila fısıltıyla.
"Evet…" demiş bir ses. İncecik, hüzünlü ve zarif bir ses.
"Senin sesin var!" diye sevinçle zıplamış Lila. "Adın ne? Kimsin sen?"
"Ben Gökkuşağı Havuzu'yum," demiş havuz. "Çok eskiden, köydeki neşe benimle başlardı. Çocuklar şarkılar söyler, suyun içinde gökkuşu oynardı. Ama bir gün herkes beni unuttu. Kalbim kurudu, sesim sustu."
"Ama şimdi ben buradayım!" demiş Lila. "Sana su getirebilirim, oyunlar oynayabiliriz. Seni tekrar mutlu yapabiliriz!"
Havuz yavaşça parlamış. "Senin içindeki sevgi bana su gibi geliyor. Kalbimin taşlarını eritiyorsun küçük Lila."
O günden sonra Lila, her gün havuza gelmiş. Diğer çocuklara da anlatmış ama başta kimse inanmamış. Onlarca yıl sessiz kalan bir havuza kim inanır ki?
Bir gün Lila, sınıf arkadaşlarına seslenmiş:
"Lütfen, sadece bir kez gelin! Onu dinleyin. O, gerçek."
En yakın arkadaşı Toprak başta gülmüş.
"Lila, havuzlar konuşmaz. Sadece hayal ediyorsun."
"Hayal değil, kalpten gelen bir ses. Lütfen, sadece bir kez."
Sonunda birkaç çocuk merakla Lila'yla gitmiş. Havuzun kenarına oturmuşlar.
"Lila? Burası da ne? Bu sadece eski bir çukur." demiş Naz.
Ama tam o anda, suyun ortasında minik bir damla yükselmiş. Ardından başka bir damla... Sonra bir ışık halkası, sonra bir melodi…
"Merhaba çocuklar," demiş Gökkuşağı Havuzu yumuşak sesiyle. "Sizi bekliyordum."
Çocuklar önce şaşkınlıkla bakmış, sonra sevinçle bağırmışlar.
"O konuştuuuuu!"
"Nasıl yani? Bu gerçek mi?!" demiş Toprak.
"Gerçek," demiş Lila. "Çünkü ona inandım. Kalbimle, hayalimle, sevgimle…"
Ertesi gün bütün köy toplanmış havuzun başında. Yaşlılar gözyaşlarını silmiş, çocuklar ellerinde oyuncaklarla koşmuş.
Ve havuz her geçen gün daha da canlanmış. Suyu parıldamış, içinden gökkuşağına benzeyen ışıklar fışkırmış. Etrafı çiçeklerle dolmuş. İçinde yüzen balıklar değil, minik ışık perileri varmış artık.
Ama bir gün, havuz üzülmüş. Gökyüzü kararınca parıltısı solmuş.
Lila hemen gelmiş.
"Ne oldu, neden ışığın soldu?"
"Çocuklar artık beni sadece eğlence için istiyor. Suyumun sihrini unuttular. Kalpten gelen sesi dinlemiyorlar."
Lila, hemen arkadaşlarını toplamış.
"Hey! Hepimiz burayı seviyoruz ama sadece oynamaya geldik. O bize konuştuğunda ne hissediyorduk hatırlayın. O da bir kalp taşıyor. Onu mutlu etmek bizim elimizde!"
Toprak utanmış. "Haklısın Lila… Biz onu sadece bir süs gibi gördük."
O gün, çocuklar havuzun etrafına kalpler çizmiş, suya dualar fısıldamışlar. Kimi en sevdiği oyuncağını bırakmış kenarına, kimi ona şarkı söylemiş.
Ve Gökkuşağı Havuzu yeniden parlamış.
"Siz benim sihrimi kalbinizle canlandırdınız," demiş. "Artık hep parlayacağım."
O günden sonra, Yıldıztepesi’ndeki hiçbir çocuk hayallerini unutmamış. Çünkü bilmişler ki, sevgiyle yaklaşılırsa en kuru havuz bile gökkuşağıyla parlar.
Lila büyümüş ama her yıl aynı gün eski dostunu ziyarete gelmiş. Onunla konuşmuş, ağlamış, gülmüş…
Ve havuz da her seferinde parlamış, çünkü kalpten gelen sevgiyi tanımış.